![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
ADALET!!!Allaha karşı adil olmak, Onu hayatımızın her alanında tek hakim,tek otorite kabul edip bu doğrultuda yaşantımızı şekillendirmekle mümkün olacaktır
“İnnellahe ye’muru bil-adli..:Şüphesiz Allah adaleti emreder..”(Nahl suresi:90) Böylesine ehemm bir konuda kalem oynatmak hiç şüphesiz çok zor ve bir o kadar da kılı kırk yararcasına incelik gerektiren geniş boyutlu düşünsel eylem gerektirir.Ben bu konuda yeterli düzeyde biri miyim?Şüphesiz hayır.Bu konuyu seçtim çünkü “Adalet,mülkün temelidir.”Mülk nedir?Bütün varlık alemi.O halde varlık aleminin sağlıklı bir şekilde ayakta durabilmesi herkese ve her şeye adaletin hakim olabilirliğiyle mümkündür.Bu durumda adaletin tanımından yola çıkalım bakalım düşünsel eylemimiz bizi nerelere kadar götürüyor? Bilge google hazretlerin sordum vikpedi sözlüğünde şöyle bir tanımlama ve açklamayla karşılaştım: “ Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Adalet kavramı temelde hukuk kuralları(kuralları koyan kişi veya kişilerin belirlediği haklar)na uygunluğu içerir. İnsanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir ve tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur. Düşünürler eski çağlardan beri adalet kavramıyla ilgilenmişlerdir. Kutsal kitapların hepsinde adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur. Eski Yunanlı düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biri, insanın ve devletin temel davranış kuralıdır. Aristoteles’in hareket noktasını ise eşitlik kavramı oluşturur. Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir. Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde(güçlüler zaten otomatik olarak koruma altındadır en azından eskortlu korumaları vardır.) adaletli olabilir. Örneğin, günümüzde kişinin tükettiği herhangi bir maldan alınan katma değer vergisi adil bir vergi değildir. Çünkü kişinin gelir düzeyini dikkate almaz. Buna karşılık, kişinin geliri üzerinden alınan ve gelir düzeyi yükseldikçe vergi oranının da arttığı gelir vergisi daha adil bir uygulamadır. 18. yüzyılda Aydınlanma Çağı düşünürleri adalet kavramını daha dar biçimde tanımladılar. Onlara göre hukuka ve hukuksal eşitliğe uygunluk adalet için yeterlidir. Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir. Çünkü hukuk yasaların her durumda aynı biçimde uygulanmasını gerektirir. Oysa yargıç herhangi bir olayda yasayı uygularken, durumun özelliklerini de göz önünde bulundurmak zorundadır. Böylece genel bir nitelik taşıyan yasanın eksik yanları uygulamada giderilebilir ve adalete daha çok yaklaşılabilir. Günümüzde adalet kavramı sosyal adaleti de kapsamaktadır. Sosyal adalet, ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerin dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesini, toplumdaki zayıf ve güçsüzlere devletçe yardım edilmesini içerir. Genel olarak ikiye ayrılır: 1-Denkleştirici Adalet: Bireyler arası eşitlik söz konusudur. Yapılanla tazminatın tutarlı olmasıdır. 2-Dağıtıcı Adalet: Herkesin toplumdaki görevlerine göre hükümlü olmasıdır. Orantısaldır/Nispidir. Sosyal devlet anlayışı biraz daha dağıtıcı adalete uygundur.” Evet vikipedi sözlüğü bunları söylüyor (parantez arası dokundurmalar bana aittir.).Adalet bana göre kısaca ve öz olarak “her hak sahibine hakkının verilmesi “şeklinde tanımlanabilir.Hak sahibi olmayı biraz açalım.Canlı cansız bütün varlıkların hak sahibi olduğuna inanıyorum.Evrende var olmayı hak etmiş ve varlık sahasına çıkmış istisnasız her şey birbirleri üzerinde hak sahibidir. Mesela güneş ,ay,yıldızlar,gezegenler,taş,toprak,ağaç,meyve sebze v.s. aklımıza gelebilecek her şeyden bizlerin hak sahibi olduğu gibi onların da bizim üzerimizde hakları olduğuna inanıyorum.Daha önce okuduğum bir kitaptan aklımda kalan bir örneği öğrencilerime anlattığımda şaşırıyorlar ve yüzüme tuhaf tuhaf bakıyorlardı.Bu örneği burada da dile getirmek istiyorum.Belki sizler de yazıya tuhaf bir şekilde bakacaksınız.Cansız varlıkların da üzerimizde hakkı olduğunu anlatırken elinizdeki kalem niçin varlık sahasına çıkmıştır?Yani kalem niye vardır?diye sorduğumda ,öğrenciler hep bir ağızdan:”Yazı yazmak için “ diye cevaplıyorlar.Ben de bunun üzerine ikinci bir soru ile mukabele ediyor ve soruyorum:”Peki elinizdeki kalemi arkadaşınızı dürtmek için kullandığınızda ne yapmış olursunuz? Ve cevabı da kendim veriyorum:”Kaleme zulmetmiş olursunuz,çünkü kalemin hakkı yazmaktır.Onu bu hakkın dışında kullanmak ona zulümdür,adil davranmamaktır”Bu ifadeyi duyan öğrencilerim hiç böyle düşünmediklerini ifade ediyorlar ve bu incelik karşısında şaşırıyorlar.Bu örneği bütün varlıklara uygulayabiliriz. İşte adalet bu denli ince ve hassas bir konudur. Şimdi, insanın bu alemdeki varlığının diğer varlıklardan farklı ve üstün konumda olduğunu düşünecek olursak bu farklılığın (bana göre )adaleti tesis etmek,yeryüzünün imarını gerçekleştirmek yani, yeryüzünün halifeliği(kalfalığı) misyonunu yürütmek olduğunu söyleyebiliriz.İnsan dört varlığa karşı sorumludur:Allah,insan,hayvan-bitki alemi ve cemadat (cansız varlıklar).İnsan-Allah ilişkisini adalet (yani “her hak sahibine hakkını vermek)açısından ele alalım.İnsanın haklarını Allahın teslim ettiği konusunda benim en ufak bir şüphem yok.Hatta öyle ki bu hakları Allah abartılı bir şekilde insana vermiştir.İnsana Allahın verdiği hakları başka hiçbir varlık vermemiştir,veremez.İnsanın hakları nelerdir?Yaşama,düşünme,eğitim,özgürlük,seyahat etme,v.s.ilk akla gelenler. Bunları tali konuları da ele alarak uzatabiliriz.Bu hakları, Allahın insanı yarattığı andan itibaren kendisine teslim ettiğini biliyoruz.Allahın,insana dünyada bahşettiği özgürlüğü, Allah adına hareket ettiğini iddia edenler de dahil hiç ama hiç kimse bahşetmemiştir ve bahşedemez de… Allah insana bu hakları vererek adaleti gerçekleştirmiştir.Peki insan acaba Allahın hakkını teslim etmekte midir?Hiç sanmıyorum o yüzden bir ayetinde Allah “ve kaanel insanü zaluuumen cehuuulaa:Ve insan pek zalim ve pek cahildir.” Diyor ya!..Allahın insanlar üzerindeki hakkı nedir? ”Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım.”ayeti mucibince yalnızca kendisine kulluk edilmesidir.Yani insan eğer Allaha karşı adil davranmak istiyorsa kulluğunu yalnızca Ona hasretmelidir.Kulluk deyince bunu bizim insanımız namaz,oruç,hacc,zekat gibi dini ritüellere indirgenen bir kavramı anlamakta oysa kulluk,sadece bunlarla sınırlı değil ,hayatın her alanı ile ilintilidir.İnsanın attığı her adımda siyasetten ticarete,kültürden sanata,işinden evine kısaca beşikten mezara değin Allahın razı olduğu hal üzere olmasıdır kulluk. Allaha karşı adil olmak, Onu hayatımızın her alanında tek hakim,tek otorite kabul edip bu doğrultuda yaşantımızı şekillendirmekle mümkün olacaktır.Eğer hayatımıza şekil veren,yönlendiren Allah değil küçük menfaatler ,basit hesaplar,mal ,makam,şan,şöhret,şehvet,enaniyet,servet v.s ise bu durumdaki bir insanın aynı zamanda Allaha kul olduğundan bahsedilemez (velev ki namaz,oruç,hacc gibi dini ritüelleri yerine getirse bile!...) Allaha karşı adaletli olmak, kulluğu sadece ve sadece Allaha has kılmak suretiyle mümkündür.Zaten namazını adam gibi kılan herkes bu konuda Allahla akit tazelemektedir her vaktin her rekatinde “iyyake na’budu ve iyyake neste’ıyn: yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.”Bunu namazların her rek’atinde demeye deriz ,deriz de???!!!!Yine Allah bir ayetinde de “feveylun lil musalliyn:yazıklar olsun o namaz kılanlara” diyerek sosyal hayat içersindeki sorumluluklarınızı benim rızam doğrultusunda yapmıyorsanız, kıldığınız namaza veyl olsun ,yazıklar olsun uyarısını yapıyor. Adalet konusu çok uzun ve de hassas bir konu öyle bir yazıda bitirilebilecek gibi değil gerçi yazdıklarım bilinmeyen bu zamana kadar yazılmamış şeyler değil belki bir hatırlama ve hatırlatma olur ümidiyle yazdığımı bilmenizi isterim.Bu yazıda insanın Allaha karşı nasıl adil olabileceğini anlatmaya çalıştım.Gelecek yazımda inşallah insanın diğer insanlara ,hayvan ve bitkilere ve cemadata karşı nasıl adaletli olabileceğini anlatmaya çalışacağım.Adaletli olalım adaletli kalalım “İNNELLAHE YE’MURU BİL-ADLİ …(NAHL:90) RAMAZAN OSMA Bu haber 1311 defa okunmuştur.
|
TARİH VE SAATGALERİ |
||||||||