Alaçamlılar
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
YENİ BİR SEÇİM AREFESİ, YİNE BAŞÖRTÜ(RBAN) MESELESİ

YENİ BİR SEÇİM AREFESİ, YİNE BAŞÖRTÜ(RBAN) MESELESİ

Tarih 23 Ekim 2010, 23:33 Editör

Şunu söylemek istiyorum sadece bir emir üzerinde o kadar çok duruldu, o kadar çok duruldu ki genç kızlarımızın bir çoğu Allahın emirlerini sadece bununla sınırlı görmeye başladı adeta.

        Yıllardan beri bu mesele “yetti artık” dedirtecek kadar bıktırdı usandırdı bizleri en azından beni… Yıl 1983 üniversite’ye yeni başlamışım devr-i Özal başörtüsü yasağı had safhada.Koca koca! Prof’lar kapılarda başörtülü avında. Okula mı yoksa “Belene kampı”na mı geldik belli değil. Yurdun dört bir yanında oturma,ayağa kalkma,alkışlama,basın açıklaması yapma v.s. gibi o zamanlar çok önemsediğim daha sonraları çok komik bulduğum de mokratik!(özellikle böyle yazdım) eylemler.Zamanın yök başkanı İhsan Doğramacı’nın çözüm adına Türban” ismini takarak üniversitelerdeki eylemleri bitirmeye çalışması ve zamanla kısmi bir yasak gevşetme döneminin yaşanması ve bir müddet bu olayın unutulmaya terki... o dönemden aklımda kalanlar.Ha! tabi bu arada  bu işi diline dolayıp oya tahvil eden politikacılar,şiirler döktüren şairler,ezgiler terennüm eden yeşil popçular,eyleme destek verip yuva kuran mücahit!ler,bu iş teferruattır diye fetva üreten alim!ler de olmadı değil,film yapanları da unutmayalım(yalnız değilsiniz falan)

          Tabii bütün bunlar olurken bizler gençliğimizin de verdiği heyecanla başörtüsünün yılmaz savunuculuğunu yaptık eylemlere destek vermek amacıyla otobüs otobüs Ankaralara İstanbullara taşındık.Şimdi geldiğimiz noktaya bakıyorum da sıfır sıfır elde var sıfır.Tartışılan konu üzerinde konuşulan cümleler o kadar komik ki ;kimileri acıma pozlarına girerek: “Vah vah yavrucuklar size böyle başınızı bağlatanlar ne büyük kötülük ettiklerini bilmiyorlar.Biz sizi onlardan korumak için her daim ayaktayız” diyorlar.Böyle düşünenlerin haklı oldukları taraf var mı?Biraza var gibi sanki.Ben şahsen bir çok başörtülü biliyorum zoraki takmış; Baba zoru,hoca zoru,koca zoru..v.s.Bu kesim bana göre içten içe yasakçıların varlığına seviniyordur.Bazıları da” bu işi çözeceksek biz çözeriz .Önünüze birkaç model (iran modeli,Pakistan modeli sih modeli(türban),tavşankulağı modeli ,fiyonk modeli ,ön taraftan azıcık gösterme modeli v.s.) sunduk, bunlardan birini seçin  eğer seçmiyorsanız demek ki kötü niyetlisiniz” diyenler.Bunların haklı tarafı var mı? Tabii ki var yıllardır haklarımızın neler ve ne kadar olduğunu hep onlar belirlemiş ve bizde gerçekten “otoriteye itaat!” fetvası gereği onların tayin ettiği haklar çerçevesini aşmamışız Onlar da bizim bu itaatimizi ödüllendirmek istiyorlar ve adeta şöyle diyorlar:”Tamam başınızı mı örteceksiniz? Örtün ama bizim verdiğimiz modellerden birini seçerek örtün ve bu kıyağımızı da unutmayın. Artık sizden müsait yer ve zamanlarda desteğinizi bekleriz.”Eeee yani haksız mı adamlar?    

                      Bahçeşehir Üniversitesi eski Rektörü Deniz Ülke Arıboğan bakın neler diyor “Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze servise sunulan 'türban meselesi' yine gündemin en önemli tartışma konusu haline geldi. Bayılıyoruz aynı konuları yıllardır konuşmaya. Bir gün adına başörtüsü mü desek yoksa türban mı derdine düşüyoruz, ertesi gün 'saçın şu kadarı mı görünse iyidir, hepsi mi örtülmeli' muhabbetine. Bir gün 'bu bir siyasi simgedir' önermesinden yola çıkıyoruz, diğer gün 'bu konu insanların inanç ve ibadet özgürlüğünün bir parçasıdır' noktasındayız. Aynı dairenin içinde dönüp duruyoruz. 'Ben öğrencimi sınıfta istiyorum: Rengi, dili, etnik kökeni, ideolojisi, kıyafeti beni ilgilendirmez. Ağlayarak eğitimlerini bırakanlar da benim öğrencilerimdi. Onları yeterince koruyamadığım için her zaman vicdani rahatsızlık duydum. Gençtim, büyüdüm şimdi bağırıyorum: 'Öğrencime dokunma'
       “Yok eğer dokunacaksan, şefkatle dokun. Eğitim masraflarını karşılayamadığı için inşaatlarda işçilik yapan ve bir iş kazasında hayatını kaybeden çocuğumuzun anısına diğerlerine dokun. Simit satanlara, ev hizmeti yapanlara, hamallık yaparak harçlık toplayanlara bir bak. Öğrencilerimizin sosyal güvencelerini sağlamak adına, iyi bir eğitim alıp, hayata eşit katılımlarını sağlayabilmek adına el ver, Sağı solu olmaz bu işin; erkeği kızı, etnik kökeni, kapalısı açığı olmaz. Öğrenci öğrencidir. Evlatlarına sahip çıkmayan nesiller 'emanete hıyanet etmiş' demektir." Şimdi bunları haykıran haksız mı? Elbette haklı ama bunu gel de birilerine anlat.Abdurrahman Dilipak da geçen günkü yazısında bakın neler diyor:

 

                       “Başörtüsü sorunu bugün başlamadı. Bugün de bitmeyecek.. Geçen gün yazar bir hanım, “hafız babasından söz etmeye utandığını, annesinin başının örtülü olduğunu söyleyemediğini” anlatıyordu. Ama artık bunu söylerken, bu durumdan utanmaktan utandığını söylüyor.. “Gardrop devrimciliği”ne artık bir son vermek gerek! Bu komedi bitmeli artık! Hani bu memlekete komünizm gelecekse onu da getirecek bir devlet var ya, baş örtülecekse, nasıl örtüleceğini belirleyecek bir devletimiz var bizim.”

Ve yazının devamında özgürlük isteğinin sadece Üniversitelerde ve de başörtüsü ile sınırlı kalmayacağını belirterek şöyle devam ediyor: 

 

“Kardeşim, bunlar yetmez, üniversitelerde, hatta fakültelerde mescid de istiyoruz, dua odası da.. Vicdani ret’i de kabul edeceksiniz.. Askerlik gençlerin korkulu rüyası olmaktan çıkacak.. Vatani borcun edası için 40 yol var..İlle de bir yasa çıkaracaksanız, Anayasada “Temel hak ve hürriyetin, inanç, fikir, vicdani ve felsefi kanaatin, ifade, eğitim, örgütlenme ve yayının engellenemeyeceğini, herkesin inandığı gibi yaşama ve düşündüğünü özgürce ifade etme hakkı”nı teyid edersiniz. Bunların sınırlandırma ve engellenme şartı, evrensel hukukta var.. Yasa ile, bu hakları engellemeye teşebbüs edenlerin nasıl cezalandırılacağına dair bir düzenleme olabilir..”
              Evet haklı değil mi?Yani kimin söylemini ele alırsak alalım her birinin haklı bir tarafını bulmak mümkün!  

Ben olaya biraz da kendi içimize dönerek yani özeleştiri de yaparak yaklaşılmasını gerekli görüyorum.Ama bunu yaparken bir çok çevrenin tepkisini alacağımı ve adeta yasakçıların ekmeğine yağ sürdüğümü düşünenlerin  olacağını biliyorum.Ne yapalım sağlık olsun!

Öncelikle başörtüsünü amir olan ayet-i kerimeye şöyle bir göz atalım: “ İnanan erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranış tarzı budur. (Ve) Şüphesiz Allah onların (iyi ya da kötü) işledikleri her şeyden haberdardır. İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; (örfen) görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve (yürürken) gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz!”(Nur suresi 30-31)

 

   Şimdi bu ayet-i kerime içersinde başörtüsü bir emir evet ama Allah için söyleyin dostlar bu ve bunun gibi bir çok ayette başka başka bir sürü emir ve yasaklar yok mu?Şunu söylemek istiyorum sadece bir emir üzerinde o kadar çok duruldu, o kadar çok duruldu ki genç kızlarımızın bir çoğu Allahın emirlerini sadece bununla sınırlı görmeye başladı adeta.”Yani başına örtüyü tak,her türlü halta bak!”başında örtüyle tv.lerde müzik eğlence programlarında el ele dans eden,kafelerde erkek arkadaşı ile flört eden,başında örtü, yüzünde gözünde bütün cazibesiyle kendini boya küpüne sokan,defile(açmak,sergilemek) malzemesi tesettür(örtmek,gizlemek)leri! İle arz-ı endam eden ,işyerlerinde veya okullarda bir çok yabancı erkekle cadır cadır muhabbet eden veya tartışan,”kapris”lerini giderebilecekleri tatil kentlerinde dinlenen,gözünü bırak haramdan sakınmayı daha da iyi görebilmek için sürmeleyen,maskaralayan,beş vakit namazı kılmayan v.s. o kadar çok kızımız,kardeşimiz,evladımız var ki içler acısı.Tabi bu benim için böyle onların bir çoğuna sorsan alacağın cevap malum:”Ne yani Müslüman bunlardan mahrum mu olmalı?” Evet kardeşim varsın mahrum oluversin ne kaybeder? Ayetteki bazı bölümleri tekrar yazacağım: “İnanan erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranış tarzı budur…… İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar;görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar  ve (yürürken) gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar…..” Bunu niçin yazıyorum çünkü başımıza gelen musibetler kendi ellerimizle işlediklerimizdendir.Bu hüküm Kurani bir hükümdür.Demek istediğim umarım anlaşılmıştır.Kuranın bir emrini bu kadar ön plana çıkarıp diğer emirlere karşı lakayd olmak, yasak ve yasakçılardan çok daha ötede kendi elimizle bizim başımıza gelmiş en büyük musibettir.

,        Bu durumda emirlerin tümünü dikkate alarak sarılmadıkça  ve tek tek hepimizin içindekilere(nefislere) bize neler oldu ve bu hal neyin nesi diyerek hesap sorulmadıkça  bir yasak kalkmış ya da kalmış ne değeri var? Allah mü’minun suresinde yeryüzünün mü’minlere miras olduğu müjdesini veriyor ama onlarki şunları şunları yaparlar diyerek bu mirası hak edenlerin kimler olduğunu şöyle belirliyor Son sözü Rabbimiz söylüyor: “Kesin olan şudur ki, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir: onlar ki, salat(namaz ,dua,destek)larında alçak gönüllü bir duyarlık içindedirler; onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler; arınmak için yapılması gerekeni yaparlar; Ki onlar; zekatlarını verirler Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; eşleri -yani, (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları insanlar- dışında (kimsede arzularına doyum aramazlar): çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar; ama bu (sınırı) aşmak isteyenler, işte haddi aşanlar böyleleridir; ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler, salat(namaz ,dua,destek)larını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar. İşte varis olacak olanlar böyleleridir: İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.” (Mü’minun suresi 1-11)

 

 

 

 

                                                                                                      RAMAZAN OSMA

Bu haber 1197 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Ramazan OSMA Yazıları

MÜCAHİT ERBAKAN HOCAMIZIN ARDINDAN

MÜCAHİT ERBAKAN HOCAMIZIN ARDINDAN Birileri senin ardından yok demokrattı,yok laikti,yok şuydu,yok buydu diyecek ve nitekim bu tür yorumları üzülerek ...

HÜKÜMETİN ÖNÜNDEN GEÇTİM

HÜKÜMETİN ÖNÜNDEN GEÇTİM "Devlet ciddiyeti" diye bir deyim de var bizim dilimizde ama bu deyime de takla attırmışlar.Ciddiyet aslında işi s...

TARİH VE SAAT


HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu