Alaçamlılar
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
emmilerim sadaka!

emmilerim sadaka!

Tarih 29 Ekim 2010, 21:17 Editör

Kim gerçek yoksul, kim aldatıyor anlamak çok kolay değil. Hem bizim inancımız gereği el açıp isteyen boş da çevrilmez. Ne olacak şimdi? Acaba vermesek ülkede yoksulluğun artmasına katkı mı sağlarız? Kendimizi, sokaktaki her bir dilencinin sorumlusu olarak mı görürüz? Yoksa verirsek sorun çözülür ve vicdanlarımız rahat mı eder?

Vakit bulup da çarşı pazara inerseniz bir yerlerde karşınıza Allah rızası için diyerek para isteyen bir dilenci mutlaka çıkacaktır. Nerede olursanız olun, hiç fark etmez.. Şehirlerin her bir köşesinde, özellikle de merkezi yerlerinde tam teşekküllü hayır kabul etme hizmetleri görebilmek mümkün. Hatta evinizdeyseniz bile önemli değil, onlar gelir ve sizi bulurlar. Evlere ve o da olmazsa işyerlerine servis de var yani, hayırsever olup da çarşıya çıkma imkânı bulamayanlar için. Hem de en etkili tarafından, en az bir çocuk yahut bebek takviyeli gariban görünümlü kadınlar yahut bizzat ne yapacağı öğretilmiş çocuklar tarafından. Erkekler mi? Efendim onlar genellikle evde, kahvede meşgul oluyorlar. Yani bir tür proje yönetmeni onlar. Fakat hakkını yemeyelim, henüz yaşı genç olan kimi erkekler, daha farklı bazı yöntemler uygulayarak aile bütçesine katkı sağlamıyorlar denemez. Abi, bir dakikanı alabilir miyim? Ben dilenci değilim abi, Samsuna babamı ameliyata getirdim fakat dönüş yol param olmadığı için memlekete gidemiyorum. Yani yanlış anlama ben sadece yol paramı istiyorum. İnanıp varsa paramızı versek bir türlü, inanmayıp hadi oradan, yalancı! desek başka türlü. Yahu adamlar belgeli konuşuyor. Elinde kapı gibi sağlık raporu var. Bilmem kim uzman doktordan onaylı. Yani buyurun vicdanlarınızı katmayın işin içine. Hele bir de o masum ve biraz da takvalı gözüken, şunun şurasında dini kitap satarak memleketin dini hayatına katkı sağlayanlar yok mu, sormayın canım balından yenmiyor işin içine dini de katınca. Canım ne var bunda adam ticaret yapıyor demeyin sakın. Yahu merak ediyorum bunlar neden hep dini kitaplar ( Yasin, dua vb) satarlar ki? Yani tırnak makası, ayna falan satsalar olmaz mı? Olmaz tabi, çünkü işin içine biraz din karıştırınca, muhatabın vicdanı, inancıyla baş başa kalıverecek. Sonuçta kitabı satan genç adam genellikle, bu dini kitaplardan elde ettiği kazançla eğitimini sürdürmekte olduğunu söyleyecektir. Eh, ondan sonra artık rakibini punduna getirmiş güreşçi edasıyla, dilen benden ne dilenirsen. Yani hadi buna biraz abartı diyelim ama yani temizinden bir 1 TL dahi olsa Allah bin bereket versin. Neticede muhatap, kitabı almasa da (büyük çoğunluğun yaptığı gibi) parayı verecek. Adam başı 1 TLden, adamın vicdanını cüzdanına hükmettirsek eder. Abiciğim, iyi iş be! Yani dua literatürleri de artık umum milletin ezberindedir sanırım. Yanında hanımın varsa kesinlikle, henüz ilköğretim çağına gelmemiş yahut yeni gelmiş çocukların yahut sırtında bir bebe taşıyan kadının duası Allah sizi ayırmasın, Allah sizi birbirinize bağışlasın. Yanınızda çocuğunuz varsa Allah çocuğunuzu size bağışlasın, Allah evladınızın acısını göstermesin dir. Vermesen bir türlü, versen bir türlü. Bilmem farklı şehirlerde, farklı yöntem ve literatürler keşfedilmez midir acaba ama yaşadığım şehirlerde halen bu tarz dilenme yöntemleri ve literatürü oldukça işlevsel gözüküyor. Kim gerçek yoksul, kim aldatıyor anlamak çok kolay değil. Hem bizim inancımız gereği el açıp isteyen boş da çevrilmez. Ne olacak şimdi? Acaba vermesek ülkede yoksulluğun artmasına katkı mı sağlarız? Kendimizi, sokaktaki her bir dilencinin sorumlusu olarak mı görürüz? Yoksa verirsek sorun çözülür ve vicdanlarımız rahat mı eder? Bilmem ne yaparız ama sokaktaki çocuklara Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık/Utanıyorum yaşamaktan. diyemeden ve gözleriniz nemlenmeden şöyle bir bakıp geçebilmek için vicdanların taş olması gerek. Ayakkabı boyayan, çamurdan oyuncaklarla taş-toprak içinde oynayan, toplumun, yani bizlerin sokaklara terk ettiği yurdumuzun kimsesiz ve yoksul çocuklarına sadece üzülmeyi yeterli göremeyiz. Yapabileceklerimiz var elbet. Nitekim bu amaçla kurulmuş çok sayıda dernek ve vakıflar da var. Veren el, alan elden üstündür anlayışıyla, yoksul çocuklar sokaklarda mendil satmasın, sadaka toplamasın, sıcak yuvalarında, okul sıralarında herkes gibi hayatlarını yaşasınlar diye hizmet veriyorlar. Hala sokaklarda gecenin bir vakti mendil satarak ve ya el açarak dilenen insanlar ve özellikle çocuklar, yahut kucağında çoğuğuyla bekleyen kadınlar neden var? Neden halen sık sık kapılarımızdan Allah rızası için, Allah ne muradın varsa versin, Allah sevdiğine bağışlasın! diyen dilenciler eksik olmuyor? Neden Küçük esmer avuçlarını açmış zavallı çocuklar vicdanımızı zorluyor? Ve neden, ne yaparsak yapalım onlara karşı suçluluk duygularımız azalmıyor? Bilebilir yahut söyleyebilir misiniz, neden? İşte ben bu soruyu cevaplaması için yetkililere ilettim ve ne yazık vicdan istismarı nın ve din istismarı nın zirveye çıktığı noktayı dehşetle gözlemledim. Aynen üstadın şiirinde anlattığı gibi, karşımızda soğuktan titreyen ve yalvaran bir çocuk görünce, bazen bunları bilsek bile, o an vicdanımız ve inancımız sarıp sarmalıyor maalesef tüm benliğimizi:  Ne olacak canım verdiğimiz üç-beş kuruş değil mi?deyiveriyoruz. Allah rızası için diye kucağında bebeğiyle yalvaran kadıncağıza karşı vicdanımız ve duygularımız, aklımızı esir alıyor. Böyleyken çocukları dilenmek üzere veya sözde eline tutuşturulan üç-beş mendili satmak üzere sokaklara terk etmek ancak vicdanını satılığa çıkarmış anne-babaların işi olabilir. Ama onlara hükmümüz geçmiyor maalesef. Elimiz kolumuz bağlı kalamayacağımıza göre, ben hiç olmazsa ülkem insanına, seslenmek istiyorum.  Emmilerim, ablalarım sadaka! diye peşinize takılan yahut yol kenarında gördüğünüz yoksul görünümlü çocuklara ne olur aldanmayın! Ne olur bir an için vicdanımız aklımızı kuşatmasın! Unutmayın, siz verdikçe, bu çocuklar sokakta dilenmekten kurtulamazlar. Dilenciliği meslek haline getirmelerinin suçlusu siz olursunuz. Biliyorum vererek vicdanlarınızı rahatlatıyorsunuz. Oysa duygularınızı dinlediğiniz kadar, toplum bireyleri ve çocuklara karşı sorumluluklarınızı da hatırlamalısınız. Ve asıl duygularınızı dinleyip bu sorumluluğunuzu unuttuğunuz için vicdanınız rahatsız olmalı. Bu çocuklar bizim. Onları sokaktan kurtaralım. Halen onlardan kağıt mendil alıp, sadaka veriyorsak onları sokaktan kurtaramadığımız için kendimizi sorgulayalım. Onların gerçekte ihtiyaçları varsa, onları yardım alacakları adreslere yönlendirelim ve maddi imkanlarımız ölçüsünde oraları daha da güçlendirelim. Yardımlarımızı oralara yapalım. Bunu yapamıyorsak, sokakta emmilerim sadaka! siye yalvaran çocukları sokaklardan kurtarmama noktasında onlara para verip, mendil alarak destek olduğumuz için aslında bizim de suçlu olduğumuzu, üstadın şiirindeki şu dizeleri sık sık tekrar ederek unutmayalım: Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim Affedin bizi

Bu haber 1346 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Mustafa D. KARACOŞKUN Yazıları

AĞLAMAK VE ANLAMAK

AĞLAMAK VE ANLAMAK Reis bey ısrar ediyordu anlamamakta. İdama mahkum edilen genç¸ suçsuz değildi. O¸ bir anne katiliydi ve yasalar ger...

Elde var Huzur

Elde var Huzur Bir geldin bereket oldu mevsimin adı, rahmet oldu. Bir ulu çınar gibi kollarınla öyle bir sardın ki bizleri, kulakl...

TARİH VE SAAT


HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu